Nano teknoloji dönemi

Nano da ne? Nano teknoloji, Yeni Çağ, yeni dönem, yeni nesil, yeni sınırlar gibi siyasi, sosyolojik kavramların yanı sıra; yeni tıp, yeni ilaç, yeni bilişim, yeni ekoloji, yeni medya gibi genelde teknolojik altyapıya işaret eden yaklaşımlar da hayatımıza giriyor.

Nano teknoloji dönemi

BasHaber - Yeniçağ, yeni dönem, yeni nesil, yeni sınırlar gibi siyasi, sosyolojik kavramların yanısıra; yeni tıp, yeni ilaç, yeni bilişim, yeni ekoloji, yeni medya gibi genelde teknolojik altyapıya işaret eden diğer yaklaşımlar hayatımıza giriyor. Evet, teknolojisi, ekolojisi, siyaseti ile yeni bir yaşam ve yeni bir dünyanın içerisine bazı alanlarda girdik bazısında da girmek üzereyiz. Nano-teknoloji de bu yenilerden en yenisi. 

Yeniden söz ederek başladığımız yazımıza yeniden ne kastettiğimizi irdeleyerek devam edelim. Yenilerin bazıları eskisinden o kadar farklılar ki; yeni demek bile bir anlamda eskiye işaret ettiğinden yetersiz kalabiliyor. Nano-teknoloji de bu kavramlardan biri. Yeni dünyanın temel taşı olabilecek büyük değişimlerin yaşanabileceği bir alanda ciddi bir teknoloji ve bilgi faaliyeti aslında. Nano gelişmelerin bir ucunda tıp, diğer ucunda ise robot teknolojileri, bir yönünde inşaat sektörü olmakla birlikte diğer yönünde kozmetik sektörü var. Çok farklı alanları etkileyebilecek belki de bir devrimin eşiğindeyiz.

Nano-teknoloji nedir?

Nano, Yunanca “cüce” anlamına geliyor. Bugünkü kullanımı itibariyle metrenin milyarda birini tarif ediyor. Nano parçacıklarla uğraşma fikri 1960'lı yıllarda ortaya çıkmış ve 1990'lı yıllarda üzerinde araştırma yapılmaya başlanmış bir konu.

Şimdilerde durum biraz daha farklı bir hal almış. Yapılan bir araştırmaya göre dünya üzerinde yaşayan insanların  % 29’unun ancak haberdar olduğu bu kavrama, günümüzde “nano-teknoloji nedir“ sorusuyla başlamak galiba en doğrusu. Soruya Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Muammer Kaya, The Royal Society’de yayımlanan bir makalesinde “ultra ince/küçük parçaların/malzemelerin kullanım bilimidir” diye cevap veriyor aynı yazıda Kaya, devamında ise; “Nano-bilimi malzemelerin büyük ölçekteki özelliklerinden farklı olarak malzemeleri atomik, moleküler ve makro moleküler ölçekte inceler ve maniple eder” bilgisini veriyor.

Dünyada ve Türkiye’de Ar-Ge kaynakları açısından durum?

Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Volkan Özgüz’ün aktardıklarına bakıldığında 2010 verilerine göre bu alana dünyada 2000 yılından beri 70 milyar USD AR-GE kaynağı aktarılmış durumda. Sadece ABD’nin aktardığı kaynak ise 12 milyar doları buluyor. Avrupa Birliği ise 7. Çerçeve Programı'nda malzeme bilimi ve nano-teknolojiyi öncelikli alanlar arasına aldığından 2010’dan itibaren araştırmalar için 6 yıl sürede 4.8 milyar EUR kaynak ayırmayı düşünüyor. Toplamda ABD % 25, Japonya, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere toplam araştırmaların diğer % 70’ine sahip iken dünyanın geri kalanı ise AR-GE olarak sadece yapılan yatırımın  % 5’ini oluşturuyor. Ama Güney Kore, 2001 yılında çıkardığı Nano-teknoloji Teşvik Yasası ile nano-teknoloji araştırmaları için 4 milyar USD kaynak ve 2015 yılına kadar 20.000 nano-teknoloji uzmanı yetiştirmeyi planlıyor. Ülkemiz açısından bakıldığında ise AR-GE kaynakları açısından durum henüz milyon dolarlar seviyesini aşamamış (200 milyon USD civarında) ve bu alanda çalışan sadece 1200 uzmanımız var. Türkiye’de ODTÜ, İTÜ, Hacettepe gibi devlet üniversitelerinin Sabancı, Koç ve Bilkent gibi de özel üniversitelerin başını çektiği 19 araştırma enstitü ve merkez var. Özellikle sanayi işbirliği ayağı özel sektör üzerinden şekilleniyor. Hacettepe Üniversitesi’nde daha çok sağlık alanında nano-teknoloji çalışmaları yapılırken diğer üniversitelerde yapı sektöründen güvenlik sektörüne daha geniş bir yelpazede çalışmalar görülüyor.

Peki nano-teknolojiye dünyada niye bu kadar yatırım yapılıyor? Bilkent Ulusal Nano-teknoloji Merkezi’nden Doç. Dr. Ahmet Oral’ın verdiği yanıt şu; “Çalışmaların yeni ürünler yaratıp gelir ve zenginlik sağlayacağı düşünülüyor. Tahminler ABD’de nano-teknolojik ürünler sayesinde 2015 yılında 1 trilyon dolardan fazla bir endüstri yaratılmasını öngörüyor.” 

Bilkent Ulusal Nano-teknoloji Araştırma Merkezi (UNAM)’dan Yar. Doç. Mehmet Baykara ise nanoturkiye.net’de yayımlanan röportajında Türkiye için en önemli meselenin “halihazır da yurtdışında bulunan başarılı araştırmacılarımızı çeşitli teşviklerle Türkiye’ye çekebilmek” olduğunu belirtiyor. Nano-teknolojinin yaşamımıza şu ana kadar olan katkılarını genelde boya, gıda, tekstil, kozmetik gibi sektörlerde pasif nanoparçacıklar vasıtasıyla olduğunu dile getiren Baykara “İleride nano-teknolojinin daha fonksiyonel olarak kullanıldığı uygulamaların, özellikle savunma, hastalıkların tedavisi, enerji ve enformasyon alanlarında artacağını düşünüyorum” diyor. Nano-teknolojinin gelecekte sanayi devrimine benzer çapta bir devrime yol açıp açmayacağını kestirmek henüz çok zor diyen Baykara, “Ancak günlük yaşamımıza olan etkisinin önümüzdeki yıllarda hissedilir derecede artacağından şüphem yok” tespitinde bulunuyor.

Prof. Muammer Kaya ise, “Nano-teknoloji ve nano malzemelerin kullanımının hızla artacağı tahmin edilmektedir” diyor. Kaya adı geçen çalışmasında, “Nano malzemeler yapısal uygulamalar (seramik, katalizör, kompozit malzemeler, kaplama, ince filmler, tozlar) vücut bakım ürünleri (makyaj malzemeleri yapımında), elektronik parçalar (nano-elektronikler, organik ışık yayan diyotlar, algılayıcılar, optik-elektronik malzeme yapımında), biyo-teknolojide/tıpta (hedef ilaç ve biyoalgılayıcı yapımında) ve çevre korumada (nanofiltrasyon ve membran filtrasyonda) kullanılacaktır” diye ekliyor Kaya. “Gelişmiş devletler nano-teknoloji konusunda AR-GE çalışmalarına büyük önem vermekte ve kaynak ayırmaktadır. Ülkemizin de bu konuda geride kalmamasında yarar vardır” temennisinde bulunuyor.

Sonuç olarak, Nano-teknolojik gelişmelerin kısa zamanda dünyada bilinen tüm mekanik üretim anlayışını ortadan kaldıracağı ve şimdilerde ise yepyeni mesleklerin doğmasına yol açacağı, bilim dünyasında ortak bir kanaate dönüşmüş durumda. Birçok kişi ve ileri ülke için, yeni bir çağa, yeni bir teknolojik üretkenlik dönemine girdiğimiz kesin. Sanayi devrimini ıskalamış, bilgi toplumu olma treninin son vagonlarına yetişmeye çalışan bir ülke olarak biz, nano trenini, bilgisayar yazılım trenini kaçırmamalıyız. Sabancı gurubunun 15 Ağustos 2016’da açtığı “Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi” gibi merkezlerin, konuya ilgi duyan araştırmacılarımızın sayısını hızla çoğaltmalıyız. Yenidünya da sadece pazar olmak istemiyorsak elimizi çabuk tutmalıyız. Siyaset kadar bizi etkileyen hatta çok daha yaşamsal diğer gerçeğimiz budur.

Basnews

Anahtar Kelimeler:
nano teknoloji dönemi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.