Sağlık örgütlerinden Adalet Bakanlığı’na: Tutukluların yaşam hakları korunmalı

DİYARBAKIR - Cezaevlerinde sürdürülen açlık grevi eylemlerine ilişkin basın toplantısı düzenleyen sağlık emek ve meslek örgütleri, tutukluların taleplerinin karşılanması ve yaşam haklarının korunması için Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

Sağlık örgütlerinden Adalet Bakanlığı’na: Tutukluların yaşam hakları korunmalı
Diyarbakır'daki sağlık emek ve meslek örgütleri, cezaevlerinde “PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, cezaevlerindeki hak ihlallerin ve baskıların son bulması, operasyon yürütülen köyler üzerindeki ambargonun kaldırılması” gibi taleplerle sürdürülen süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine ilişkin Diyarbakır Tabip Odası'nda basın toplantısı düzenledi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Özgürlükçü Hukukçular Platformu üyeleri, Diyarbakır Tabip Odası Sekreteri Mehmet Şerif Demir, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey üyesi Şehmuz Gökalp, Emek ve Demokrasi Platformu Eş Sözcüsü Bedirhan Çetinkaya toplantıya katılırken, çok sayıda sağlık emekçisi de destek verdi.

‘EYLEM HER YAYILIYOR’

Diyarbakır Tabip Odası Sekreteri Mehmet Şerif Demir, 25 cezaevinde 240'a yakın siyasi tutuklunun 15 Şubat tarihinden bu yana başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 59’uncu gününü geride bıraktığını belirterek, tutukluların taleplerini hatırlatarak, eylemin her geçen gün yayıldığına dikkat çekti. Açlık grevinde olan tutukluların sağlık sorunlarının baş gösterdiğini dile getiren Demir, “60’ıncı günlere gelmiş ve yaşamsal bir takım sorunların baş gösterdiği bu dönem, hemen her mahpus açısından hayati açıdan açık risk oluşturan kritik aşamadır. Buna rağmen açlık grevinde olan mahpuslara yönelik bazı cezaevlerinde hiçbir iyi niyetli adım atılmamış, kulaklar sağır, gözler kör, vicdanlar körelmiş ve bu vahim durum halen devam etmektedir” dedi.

‘TIBBİ KOŞULLAR OLUŞTURULMALIDIR’

Çözüm için taleplerin karşılanması gerektiğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti: “Yaşamın kutsal, insanın en yüce değer olduğuna inanan insan hakları savunucuları olarak, açlık grevi gibi yaşamı tehdit eden bir eylemi hiçbir biçimde tasvip etmediğimizi ifade ediyoruz. Açlık grevlerinin cezaevleri gibi ağır koşulların bulunduğu ortamlarda, bireylerin kendini ifade etme biçiminin kendi bedenlerine kadar sınırlandırıldığı kimi uygulama ve politikalara karşı bir protesto biçimi olarak gündeme geldiğini de biliyoruz. Bu nedenlerle açlık grevinde olanların makul taleplerin karşılanarak açlık grevinin bir an önce sona ermesi sağlanmalı, yaşamlarının korunması için tıbbi olarak gerekli asgari koşullar oluşturulmalıdır.”

Hükümeti harekete geçmeye çağıran Demir, açlık grevi eylemlerine ilişkin yapılması gerekenleri sıraladı:

* Açlık grevi yapanların günlük olarak minimum 5 büyük bardağı su, 2 çay kaşığı tuz, 5 yemek kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı karbonat ve 500 mg B1 vitamini alması sağlanmalıdır.

* Eksikliğinde oluşabilecek olası nörolojik tahribatların önüne geçmek için B1 vitamininin temin edilmesi ve açlık grevindeki mahpuslara ulaştırılması sağlanmalıdır.

* Açlık grevi sırasında, açlık grevi yapanların başka koşullardan kaynaklanan sağlık riskleri ortadan kaldırılmalıdır. Kullanılan malzemelerin temizliği ve sağlığa uygunluğu dikkat edilmeli, bu kişilerin ılık ve nemli bir ortamda, fazla fiziksel aktiviteye maruz bırakılmaksızın bulunmaları sağlanmalıdır.

* Açlık grevindekilerin var olan kronik hastalıkları nedeniyle kullandıkları ilaçlara nasıl devam edecekleri konusunda bilgi verilmelidir.

* Açlık grevi süresince yeterli sıvı alımı, yaşamsal değerlerinin sürekli ve düzenli takibi, sürekli ve eylemcilerin istediği kadar sağlık durumları ve riskler hakkında dış etkilerden uzak bilgilendirme, kalınan oda temizliği, yeterli aydınlatma ve havalandırmanın sağlanması, yalnızca açlık grevcilerin kullandığı temiz tuvaletler sağlanmalıdır.

* Açlık grevi bittikten sonra yerine koyma ve beslenmeye geçiş aşamasında, ihtiyaç duyulabilecek hekim ve sağlık çalışanı daha önceden belirlenmeli, bu kişilere tedavi ile ilgili gerekli bilgiler verilmelidir.

* TTB, tabip odaları ve insan hakları örgütlerinin oluşturduğu Bağımsız Tıbbi İzlem Heyetlerinin cezaevi ziyaretlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, bu heyetlerin cezaevlerine girmesi için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.

Tutukluların sağlık sorunlarının her geçen gün kötüye gittiğini, geri dönülemeyecek kalıcı sağlık sorunların ve olası ölümlerin engellenebilmesi için ilgili taraflara sağduyu çağrısında da bulunan Demir, şunları belirtti: “Toplumsal acılarımıza yenilerin eklenmemesi ve toplumsal kırılmanın oluşmaması için, yetkililere ve Adalet Bakanlığı’na; mahpusların talepleri için gerek kendileri, avukatları ve aileleri ile gerekli görüşmeleri yaparak bir diyalog zemini oluşturulmaya, açlık grevinde bulunan mahpusların düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve TTB tarafından görevlendirilecek hekimlerin cezaevlerinde muayene yapabilmeleri için olanak sağlamaya, bağımsız heyetlerin cezaevlerinde inceleme ve ziyaret yapmalarına izin vermeye, mevzuata aykırı olarak sürdürülen Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce sona erdirilmesi çağrısında bulunuyoruz.”

Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Üyesi Şehmuz Gökalp ise, açlık grevinde bulunan tutukluların sağlık koşulları için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını ancak halen cevap alamadıklarını söyledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.